Sebzeler, İngilizce öğrenirken sıkça karşımıza çıkan temel kelime gruplarından biridir. Günlük yaşamda alışveriş yaparken, yemek tariflerinde veya restoranlarda sebzelerin isimlerini bilmek büyük bir kolaylık sağlar. Ayrıca, İngilizcede sebzeler, sağlıklı bir yaşam tarzını ifade eden konuşmalarda ve bazı deyim ya da atasözlerinde de yer alır. İngilizce sebze kelimelerini öğrenmek, dil becerilerinizi geliştirmenin yanı sıra kültürel farklılıkları anlamak için de önemlidir.
Yapraklı Sebzeler (Leafy Vegetables)
Spinach (Ispanak)
I bought some fresh spinach for the salad.
(Salata için biraz taze ıspanak aldım.)
Lettuce (Marul)
She added lettuce to the sandwich.
(Sandviçe marul ekledi.)
Kale (Kara lahana)
Kale is very healthy and full of vitamins.
(Kara lahana çok sağlıklıdır ve vitamin doludur.)
Cabbage (Lahana)
They cooked stuffed cabbage leaves for dinner.
(Akşam yemeği için lahana dolması yaptılar.)
Swiss Chard (Pazı)
Swiss chard grows well in the spring.
(Pazı ilkbaharda iyi büyür.)
Kök Yapılı İngilizce Sebzeler (Root Vegetables)
Carrot (Havuç)
Rabbits love eating carrots.
(Tavşanlar havuç yemeyi çok sever.)
Potato (Patates)
I baked some potatoes for lunch.
(Öğle yemeği için biraz patates fırınladım.)
Beetroot (Pancar)
Beetroot juice is very nutritious.
(Pancar suyu çok besleyicidir.)
Radish (Turp)
She sliced radishes for the salad.
(Salata için turp dilimledi.)
Turnip (Şalgam)
Turnips are often used in soups.
(Şalgamlar genellikle çorbalarda kullanılır.)
Meyvemsi Sebzeler (Fruity Vegetables)
Tomato (Domates)
There are fresh tomatoes on the table.
(Masada taze domatesler var.)
Cucumber (Salatalık)
Cucumber slices are perfect for sandwiches.
(Salatalık dilimleri sandviçler için mükemmeldir.)
Bell Pepper (Dolmalık biber)
She stuffed the bell peppers with rice.
(Dolmalık biberleri pirinçle doldurdu.)
Eggplant veya Aubergine (Patlıcan)
I love grilled eggplant with garlic sauce.
(Sarımsak soslu ızgara patlıcanı çok severim.)
Zucchini (Kabak)
Zucchini fritters are delicious.
(Kabak mücveri çok lezzetlidir.)

Baklagiller (Legumes)
Green Beans (Taze fasulye)
Green beans are in season now.
(Taze fasulye şu anda mevsiminde.)
Peas (Bezelye)
She added peas to the vegetable soup.
(Sebze çorbasına bezelye ekledi.)
Lentils (Mercimek)
Lentil soup is my favorite dish.
(Mercimek çorbası benim en sevdiğim yemektir.)
Chickpeas (Nohut)
Hummus is made from chickpeas.
(Humus nohutla yapılır.)
Broad Beans (Bakla)
Broad beans are often cooked with olive oil.
(Bakla genellikle zeytinyağı ile pişirilir.)
İngilizce Baharatlı Sebzeler (Herbal Vegetables)
Onion (Soğan)
Chop the onions finely for the stew.
(Yahni için soğanları ince doğra.)
Garlic (Sarımsak)
Garlic adds great flavor to dishes.
(Sarımsak yemeklere harika bir lezzet katar.)
Ginger (Zencefil)
Ginger is used in many Asian recipes.
(Zencefil birçok Asya tarifinde kullanılır.)
Parsley (Maydanoz)
She sprinkled parsley on the soup.
(Çorbanın üzerine maydanoz serpti.)
Coriander (Kişniş)
Coriander is often used in Mexican cuisine.
(Kişniş genellikle Meksika mutfağında kullanılır.)
İçinde İngilizce sebzeler geçen 10 atasözü
“Cabbage is a dish best served fresh.”
Lahana en iyi taze servis edilir.
(Tazeliğin önemini vurgular.)
“Don’t put all your onions in one basket.”
Tüm soğanlarını aynı sepete koyma.
(Tüm riskleri tek bir yere bağlama.)
“A carrot a day keeps the doctor away.”
Günde bir havuç doktoru uzak tutar.
(Sebze yemenin sağlığa olan faydasını vurgular.)
“You can’t make a stew without peeling some potatoes.”
Bir yahni yapmak için patatesleri soymak gerekir.
(Başarı için zahmet çekmenin gerekliliğini ifade eder.)
“Fine words butter no parsnips.”
Güzel sözler yabani havuçları yağlamaz.
(Sözler değil, eylemler önemlidir.)
“The lettuce is always greener on the other side.”
Marul her zaman diğer tarafta daha yeşildir.
(Başkalarının durumları her zaman daha iyi görünür.)
“Life is a bowl of cherries and peas.”
Hayat bir kase kiraz ve bezelyedir.
(Hayat tatlı ve tuzlu anlarla doludur.)
“An onion shared is an onion halved.”
Paylaşılan bir soğan, yarıya indirilen bir soğandır.
(Paylaşmanın yükü hafiflettiğini ifade eder.)
“Turnips grow for those who plant them.”
Şalgamlar onları ekenler için büyür.
(Emek verenler karşılığını alır.)
“A beetroot can’t turn into a carrot.”
Bir pancar havuca dönüşemez.
(Herkes kendi özünü korur.)

